meliha.zorlu.sitemynet.com
gazete

Vatan
Kapan
Süzgeç
Büyüteç
AKP Dosyası
Kültür ve Sanat
Demokles
Sağlık
Çevre
Haber ABC
Şiddet
Terör
Ortadoğu
Meydan
Kim Ne Dedi?
Resimlerin Dili
Savaşlar
Avrupa
Gözat

Avrupa


@ Fransızların Cezayir Soykırımı

@ Algerian Genocide - Cezayir Soykırımı

The New Anatolian - AKP discusses recognition of Algerian "genocide"

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu - International Strategic Research Organization : "Algerian Genocide"

@ Cezayir'de Fransa'ya soykırım tepkisi

Fransa'nın Türkiye'nin "Ermeni soykırımı"nı tanımasındaki ısrarı Cezayir'de büyük tepki yarattı. Fransa'nın "Cezayir soykırımı"nı tarihçilere havale ederek tanımayı reddettiği ve çifte standart uyguladığı vurgulanıyor. Cezayir basını, Fransa'yı tarihi çarptırmakla suçlarken eskiden 100 bin olarak verilen Ermeni kurbanların sayısının 1.5 milyona çıkarıldığına dikkat çekti.

Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın "Ermeni Soykırımı"nın tanınması AB üyeliği için kriter olduğu yolundaki açıklamasının ardından Fransa Ulusal Meclisi'nin "Ermeni soykırımı"nı inkarı suç sayan yasa tasarısının gündeme alması Cezayir'de de tepki ile karşılandı. Cezayir'de Fransızca yayınlanan L'Expression gazetesi, Cezayir'deki katliamları soykırım olarak tanımayı reddeden Fransa'yı çifte standart uygulamakla suçladı.
......
ANKA HABER AJANSI
Sabah Gazetesi - 08 Ekim 2006 Pazar

Bousculade - «Louis-Marie Turreau - criminel de guerre - 1756-1816»

bienvenue-vendee.com  - LA VENDEE INCENDIEE

Bouteflika dénonce le "génocide de l'identité" algérienne par la France

Le président algérien Abdelaziz Bouteflika a dénoncé lundi un "génocide de l'identité" algérienne par la France, durant la colonisation de l'Algérie de 1830 à 1962.

"Nous ne savons plus si nous sommes des Amazighs (berbères), des Arabes, des Européens ou des Français", a-t-il déclaré.

La France n'a pas souhaité commenter les déclarations du président algérien

TF1 - le 18.04.2006 15h08

Fransa'nın Cezayir Soykırımı

Bu yapım, 1945-1963 yıllarında Cezayir'de Fransız emperyalizminin, sistematik ve organize olarak 1.5 milyon Müslüman Arabı katlederek gerçekleştirdiği, üstü örtülmüş bir soykırımın, gizli tutulan çarpıcı görsel belgelerini ve kanıtlarını sunmaktadır.

Attila Hakan Ganimgil tarafından hazırlanan bu belgesel, Fransa'nın Cezayir'deki, katliamlarının, toplu tecavüzlerin, infazların, işkencelerin, toplama kamplarının gerçek filmleri, fotoğrafları, tanıkları ve itirafları ile yaşanan soykırımı tüm yönüyle belgelemektedir..
Bu belgesel, Cezayir soykırımının, gizlenen tüm belgelerini ve yönlerini, trajik görüntüleriyle gün ışığına çıkarmaktadır.

Algérie - Française

@ France plays down Algerian "genocide" claims

SETIF 8 mai 1945

Fransa'nın Cezayir soykırımını inkar suç sayılacak - Euro Türk Televizyonu, 08.10.2006

Vérité pour la Vendée - Le génocide vendéen


innovation-democratique.org - Le Génocide vendéen

La réédition du Génocide Franco Français

Middle East Online - France plays down Algerian "genocide" claims

Yeter artık Paris

Kenize Murad

Kenize Murad

Türk asıllı, Türkiye ve Fransa vatandaşı ünlü gazeteci Kenize Murad, Fransa Parlamentosu'nun Ermeni soykırımı tasarısını yeniden gündeme getirmesine manifesto (bildiri) gibi bir yazıyla karşı çıktı. "Fransa Parlamentosu'nun bu girişimi, entelektüel terörizmdir. Stalin ve Hitler'in başvurduğu yöntemlerdir" diye yazan Murad'ın yazısı şöyle:

BU kadarı da fazla! Avrupa'nın küstahlık ve kötü niyeti, sınırlarının sonuna varmış durumda.

Ama Türkiye, kesin olmayan Avrupa Birliği üyeliğinin muhtemel yararları uğruna bile olsa Avrupa'nın dayatmaları karşısında boyun eğemez.

Dün, Avrupa Parlamentosu temsilcisi, Türiye'nin Avrupa Birliği üyesi olabilmesi için "Ermeni soykırımı"nı kabul etmesini bir koşul olarak öne sürdü.

Bu yetmiyormuş gibi, Rum Pontus ve Süryani soykırımlarının kabul edilmesini de bol keseden istedi. (Kimileri de olası bir "Kürt soykırımı" iddiasının eli kulağında olduğunu anımsatıyorlar.)

HOLLANDA'DAKİ TÜRK'ÜN ONUR DERSİ

Bugün, Hollanda'nın iki büyük siyasal partisi, "Ermeni soykırımı"nı kabul etmedikleri gerekçesiyle Türk kökenli Hollandalı adaylarını seçim listelerinden çıkardılar.

İlkin, aydın onuru uğruna siyasal geleceklerinden vazgeçme cesareti gösterdikleri için bu insanları kutlamamız gerek.

Kimi "aydınlar"a esin kaynağı olması gereken bir aydın onurundan söz ediyorum!
Aslına bakarsanız, her iki yanda ciddi tarihçiler (tabii ki militan olmayanlar), soykırım olmuş olsun ya da olmasın, "soykırım"ı kabul etmek yerine hepimizin okumamız, araştırma yapmamız, bilgi edinmemiz, hoşgörü içinde tartışmamız gerektiği konusunda birleşmektedirler.

ELEŞTİRİYORSUNUZ AYNISINI YAPIYORSUNUZ

Bilgi sahibi olmadan onaylayan, dahası yasa çıkartıp cezalandıran bazı Avrupa hükümetleri, kendi ilan ettikleri düşünce ve ifade özgürlüğü ilkeleriyle tam anlamıyla çelişki içinde bulunmaktadırlar.
Türkiye, Ermeni soykırımı olduğunu söyleyen ya da yazan kişileri yargıladığı için kınanıyor.
Ama Fransa da soykırım olmadığını söyleyenleri yargıç önüne çıkartarak aynı şeyi yapmaktadır.

YILLARCA ÖLÜM TEHDİTLERİ ALDILAR

En ünlü Osmanlı tarihi uzmanı Amerikalı Bernard Lewis, soykırım değil, iç savaş sırasında katliam olduğunu söylediği için Fransız mahkemesi tarafından mahkûm edildi.
Bir başkası, seçkin Osmanlı tarihi uzmanı Fransız Gilles Veinstein, araştırmalarının sonucuna dayanarak soykırım olmadığını yazdığı için meslek hayatının tehlikeye düştüğünü gördü.
Kendisi ve ailesi yıllarca ölüm tehdidi aldı.
Bundan sonra da bu konuda ağzını açamadı.

İNSANI SUSTURMAK ENTELEKTÜEL TERÖRİZM

İnsanları korkutarak bir konuda konuşmasını ya da yazmasını engellemeye "entelektüel terörizm" adı verilir.
Üstelik bu, insan hakları ve ifade özgürlüğü şampiyonu olan bir ülkede olmaktadır.
Daha da beteri, Ermeni soykırımını kabul etmeyenleri beş yıla kadar hapisle ve on binlerce Euro para cezasıyla cezalandırmayı öngören bir yasa çıkartması için Fransız parlamentosuna büyük bir baskı yapılmaktadır.

Bu türden bir mahkûmiyetin Fransa'da mesleki ve toplumsal bir ölüm anlamına geldiğini ve ayrıca hiçbir gazete ya da yayınevinin sizi yayınlamaya cesaret edemeyeceğini söylemek gerekmez bile.

YOLUNUZ HİTLER VE STALİN'İN YOLU

Siyasal çıkarlar doğrultusunda tarihin yeniden yazdırılması, Hitler ve Stalin türünden diktatörlerin her zaman yaptıkları bir şeydir ve bunun büyük felaketlere yol açtığı çok iyi bilinmektedir.

Bundan dolayı, "Ermeni soykırımı"nı kabul etmeyenleri mahkûm etmeyi amaçlayan yasa tasarısına tepki olarak, birkaç ay önce, Fransa'nın en büyük tarihçi ve yazarları da aralarında olmak üzere 600 kişi, "Tarih İçin Özgürlük" adını verdikleri bir topluluk kurdular ve gazetelerde bir açık mektup yayınladılar.

FRANSIZ TARİHÇİLERİN MEKTUBUNA KULAK VERİN

Mektubun bir bölümü şöyle:

"Özgür bir devlette, bir tarihsel gerçeği tanımlamak ne parlamentonun, ne de yargı erkinin işidir. Devletin siyaseti, gerisinde çok iyi niyetler de olmuş olsa, tarihin politikası değildir.

Özellikle 13 Temmuz 1990, 29 Ocak 2001 ve 23 Şubat 2005 tarihli yasa maddeleri, bu ilkeleri ihlal ederek tarihçinin özgürlüğünü kısmakta ve cezayla tehdit ederek, araması ve bulması gereken şeyi ona söylemekte, ona yöntemler buyurmakta ve sınırlarını saptamaktadır.
Demokratik bir rejime layık olmayan bu yasa maddelerinin yürürlükten kaldırılmasını talep ediyoruz."

* * *

Önümüzdeki 12 Ekim 2006 tarihinde karar verecek olan Fransız parlamentosu, onları dinleyecek mi acaba?

KENİZE MURAD

Yargıladınız

Kenize Murad'ın "Yargıladınız" dediği, İslam tarihi ve Müslümanlar ile Batı arasındaki ilişkiler konusunda uzman olan Bernard Lewis, Princeton Üniversitesi'nin Yakın Doğu Araştırmalar Kürsüsü'nde görevli. 1916 Londra doğumlu olan Lewis, özellikle Osmanlı tarihi konusunda otorite kabul ediliyor ve kendisi "savaş sonrasında İslam ve Ortadoğu konusunda en etkin tarihçi" olarak sayılıyor. Lewis, 1993 yılında Le Monde Gazetesi'ne verdiği bir demeçte 1915 yılında Ermenilerin Osmanlılar tarafından öldürülmesinin bir "soykırım" olmadığını, "savaşın bir yan ürünü" olduğunu söylemişti. Paris'te bir mahkeme bunu Ermeni soykırımının inkarı olarak kabul etmiş ve tarihçiyi sembolik olarak 1 Frank para cezasına çarptırmıştı.

Susturdunuz

Kenize Murad'ın "Susturdunuz" dediği, 1998'den beri College de France'da tarih profesörü olarak görev alan Gilles Veinstein'ın da uzmanlık alanı Osmanlı tarihi. Türk tarihi bölümünün başkanı olan Veinstein, 1915 olaylarının "soykırım" olarak tanımlanamayacağını, bunun Ermeni milisler tarafından kışkırtıldığını söyleyerek Ermeni diasporasının tepkisini çekmişti. Bunların sonucunda Veinstein ölüm tehditleri almış ve meslek hayatı tehlikeye girmişti. Ardından da sessizliğe bürünmüştü.

Hürriyet Gazetesi - 8 Ekim 2006

Kenize Murad kimdir?

İkinci Dünya Savaşı başlarında Paris'te doğdu. Annesi, padişah V. Murad'ın torunu Selma Hanımsultan'dı. Babası ise Badalpur racasıydı. İki yaşında annesini yitiren Kenize Murad Paris'te büyüdü. 21 yaşında babasını tanıdı. Paris'te yüksek öğrenimini yaptıktan sonra 15 yıl boyunca bazı Fransız dergilerinin Ortadoğu muhabirliğini yaptı. Gazeteciliğe ara verdiği bir süre, annesi Selma Hanımsultan'ın hayatını anlattığı De la part de la princesse morte'u yazdı. Bu roman Fransa'da milyonlar sattı. Yirmiye yakın ülkede yayımlandı. Kenize Murad halen İrlanda'da yaşıyor. Daha sonra hikâyesini de kaleme aldı: Les Jardins de Badalpour (Badalpur'un Bahçeleri).

TÜRK FRANSIZ TİCARET DERNEĞİ

« ERMENİ SOYKIRIMI»'NI İNKAR EDENLERİN CEZALANDIRILMASINI ÖNGÖREN YASA TEKLİFİ

Fransızca için tıklayınız

Bizler, TÜRK-FRANSIZ Ticaret Derneği'nin (Türkiye'deki Fransız Ticaret Odasının) Başkanı, Onur Başkanları, Başkan Vekili, Yönetim Kurulu Üyeleri, Denetçileri ve Üyeleri olarak, 1885 yılında kurulmuş olan ve bugün 430 üyesi bulunan Derneğimizin faaliyet ve uzmanlık alanının öncelikle FRANSA ile TÜRKİYE arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin kurulması yönünde olduğunun bilincindeyiz

Bununla birlikte, bu gelişimin, FRANSA ile TÜRKİYE'nin siyasi, diplomatik ve kültürel alanlarda kurdukları ayrıcalıklı ilişkiler bağlamında yer aldığını görmezden gelemeyiz. Bu ilişkiler Türk milletinin FRANSA'ya duyduğu yakın ilgi ve gerçek dostluk duyguları hatırlanmadan da kavranamaz ; ki Fransız dili ve kültürüne olan rağbet bu dostluğun en önemli göstergelerinden biridir.

18 Ocak 2001 günü, Derneğimizin üyeleri, 91 yıl önce birinci dünya savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu döneminde meydana gelmiş olan, İnsanlık tarihinin en karanlık sayfalarında yer alan bir dramı oluşturan, ve değerlendirilmesi hiç şüphesiz dost bir ülkenin Ulusal Temsilcilerine değil Tarihe ve tarihçilere bırakılması gereken olaylarla ilgili tek taraflı bir yargıya dayanan bir yasa tasarısının 28 Fransız milletvekili tarafından kabul edilmesinden dolayı büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardı.

Önümüzdeki 12 Ekim Perşembe günü ise, Fransız Ulusal Meclisi yukarıda anılan yasa metnine cezai boyut ekleyen yeni bir tasarı hakkında karar verecek.

Burada kendi adımıza, üyelerimizin adına ve aşağıdaki dilekçeyi imzalamak isteyecek, Türk Ulusuna saygı duyan, TÜRKİYE için dostluk duyguları besleyen, ve ülkelerimiz arasında her alanda mevcut olan uyumlu ilişkilerin sürmesini ve gelişmesini arzulayan bütün insanların adına hareket ediyoruz.

Bu bildiri, Tarih'i müeyyideye bağlamak, ifade özgürlüğünü kısıtlama, tarihçilerin çalışmalarını sınırlandırma, ve Türk ve Ermeni ulusları arasındaki barış ve uyum ilişkilerinin kurulması, ve uzak bir geçmişten gelen yaraların iyileştirilmesi için mutlak gerekli diyalog ortamının daha da zayıflatılması sonucunu doğuracak bir yasa teklifine karşıt görüş bildirmeleri için, siyasi görüşleri ne olursa olsun, Fransız Ulusunun tüm parlamento üyelerine yaptığımız bir tarihi çağrı oluşturmaktadır.

TÜRK FRANSIZ TİCARET DERNEĞİ

Türk - Fransız Ticaret Derneği'nin Başkanları, Onursal Başkanları, Başkan Vekili, Yönetim Kurulu Üyeleri, Denetçileri, Müdürü, Yöneticileri ve Çalışanları tarafından imzalanan işbu dilekçe, gerek bütün üyelerimizin, gerekse Türk-Fransız ticaret ve kültürel ilişkilerinin geliştirilmesiyle ilgili olan bütün Dernek, Kurum, Öğrenim Kurumu, Şirket mensupları , yöneticileri, personel ve öğrencilerinin, ve Türkiye ile Fransa arasındaki dostluk bağlarının güçlendirilerek sürdürülmesini arzulayan herkesin imzasına açılmıştır : Aşağıdaki dilekçeyi imzalamak için bize katılınız.
Bu dilekçenin sonucunu önümüzdeki 11 Ekim günü, yani « Ermeni soykırımının » inkâr edilmesinin suç kapsamına alınmasına ilişin yasa tasarısının Ulusal Mecliste oylanacağı tarihten bir gün önce, Fransız Ulusal Meclisindeki bütün parlamento Grup Başkanlarına iletmeyi taahhüt ediyoruz.

FRANSIZ ULUSUNUN
PARLAMENTO ÜYELERİNE ÇAĞRI...

Önümüzdeki 12 Ekim Perşembe günü oylayacağınız « Ermeni soykırımını » inkâr edenlerin cezalandırılmasını öngören Yasa Teklifinin Ulusal Mecliste onaylanması halinde, 91 yıl önce birinci dünya savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu döneminde meydana gelmiş olan olaylarla ilgili tek taraflı bir yargının kanun yoluyla cezalandırılması sonucu doğmuş olacaktır.

T.C. Başbakanı Sn. Recep Tayyip ERDOGAN'ın, geçtiğimiz günlerde, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki Milletvekillerinin tamamı tarafından desteklenen girişimiyle, 1915 olaylarının araştırılması ve değerlendirilmesi işinin, konuyla doğrudan ilgili olan yegâne taraflar TÜRKİYE ve ERMENİSTAN tarafından ortaklaşa seçilecek uzman ve tarihçilerden oluşan bir komisyona tevdi edilmesini ERMENİSTAN Cumhurbaşkanına teklif ettiği bir dönemde böyle bir girişimde bulunulması bir talihsizliktir.

Dost bir ülkenin Tarihinin yazılması görevinin Fransız Yasalarına ait olduğuna karar vermeniz halinde, tarihçilere başvurma gereği ve insanların ifade özgürlüğünü kısıtlamış olacaksınız ve, Türk ve Ermeni ulusları arasındaki barış ve uyum ilişkilerinin yakın bir gelecekte kurulması, ve ortak geçmişlerinden gelen yaraların iyileştirilmesi için mutlak gerekli olan diyalog ortamının daha da zayıflamasına neden olacaksınız.

Bizler, tarihin en karanlık sayfalarında yer alan bu olayların değerlendirilmesinin dost bir ülkenin Ulusal Temsilcilerine ve yasalarına değil, Tarih'e ve tarihçilere bırakılması gerektiğini düşünüyoruz.

Atatürk tarafından kurulan modern TÜRKİYE, kuruluşundan itibaren Fransa'nın cumhuriyet modelini benimsemiştir, ve bugün de Avrupa Birliğinin demokratik ilke ve değerlerini benimseme yolunda kararlılıkla ilerlemektedir. Fransız Ulusal Meclisinden gelecek böyle bir karar, çok uzun yıllardan beri FRANSA'ya ve Fransızlara karşı büyük dostluk hisleri besleyen, Fransız dili ve kültürüne karşı büyük ilgi ve sevgi gösteren Türk ulusunun tamamı tarafından anlaşılamayacak ve derin bir teessürle karşılanacaktır.

İşbu dilekçeyi imzalayanlar, ülkelerimiz arasında her alanda dostane ve uyumlu ilişkilerin sürmesini ve gelişmesini arzulayan insanlardır. Bu amaçla, 12 Ekim günü Türk-Fransız Dostluğunun onulmaz bir şekilde yara almasını önlemek amacıyla, Fransız Ulusunun Parlamento üyelerine bu tarihi çağrıyı yapma gereğini hissetmişlerdir.


Yves-Marie LAOUENAN
Başkan Eşref HAMAMCIOĞLU

Başkan Vekili Prof. Dr. Ali BOZER
Onursal Başkan
Eski Başbakan Vekili
Eski Dışişleri Bakanı

M. Şahap KOCATOPÇU
Onursal Başkan
Eski Sanayi Bakanı

Berat AKERMAN
Onursal Başkan

Yönetim Kurulu Üyeleri : Mme. Şebnem AKERMAN, M. Alain GABILLET, Mme. Zeynep NECİPOĞLU, M. Jean-Michel PATALANO

M. Ali BAŞMAN, M. Pierre BECK, M. Leon COŞKUN, M. Didier HAMEL, M.Nihat KARAKÖSE

Denetciler : Mtre. Didier CAILLIAU, Mtre. Ercüment ERDEM, Mtre. Nedim KARAKO

M. Ferruh ÖREN, Mtre. Macit SÖYLEMEZ, Mme. Bettina STRUB

Müdür : M. Raphaël ESPOSITO

Yönetici ve Çalışanlar : Melle Nurdan GÜRLER, M. Necdet KESTELLİ, Mme Emel ÖZEN, M. Erol GÖRÜCÜ, M. Ramazan IŞKIN, Mme Hurişah ÖZTÜRKLER, Melle Sibel TOPKAYA

http://www.auxelusdelanationfrancaise.com/forum-tr.asp

Bildiriyi imzalayınız

BASINA VE KAMUOYUNA DUYURU

BİRİSİ FRANSIZLARA
"VENDEE SOYKIRIMINI" HATIRLATMALI!

Prof. Dr. Mehmet Neşşar

Prof. Dr. Mehmet Neşşar

Fransa Parlamentosu 1794 tarihinde, Fransa'nın "Vendee" Bölgesinde yaşayan halkın "kadın, erkek ve çocuklar" dahil tümüyle katledilmesi için "Hoche" isimli generale tam yetki veren bir yasa çıkarmıştır. Tarihe "Vendee Katliamı" olarak geçen bu olay Birleşmiş Milletlerin soykırım tanımına tam tamına uyan ve Fransız Parlamento arşivleriyle de belgelenebilecek bir soykırımdır. Guillaume Perrault, bu olayı Le Figaro'nun 19 Mayıs 2006 tarihli sayısında "1794'te Louis-Marie Turreau'nun cumhuriyetçi cehennem birlikleri'nin Vendee halkını katletmesinin de 'insanlığa karşı suç' olduğunu" resmen itiraf etmiştir. Fransa şimdi de Ermeni Soykırımı yasasını oylayacağı Parlamentosunda Türkiye aleyhine yeni bir "soykırıma" hazırlanmaktadır.

"Dinime küfreden bari Müslüman olsa" demek için bundan daha uygun bir zaman olamaz. Aydınlanmanın güya beşiği olan Fransa tarihe geçecek bir utancın eşiğindeyken, birilerinin onlara Vendee Soykırımını bir kez daha hatırlatması gerekir diye düşünüyorum.

Görüşlerimi kamuoyumuz ve basınımızın bilgilerine sunuyorum.

Prof. Dr. Mehmet Neşşar
Cumhuriyet Halk Partisi
Denizli Milletvekili
mehmet.nessar@tbmm.gov.tr
08.10.2006

Türkiye karşıtlığı ile oy avcılığı yapıyorlar

08.10.2006 12:53 - Bu haber 4268 kişi, Mynet Haber bugün 356.620 kişi tarafından okundu.

Nicolas Sarkozy : "Türkiye'ye tam üyelik verilmemeli"

Türkiye'ye tam üyelik verilmemeli

Fransa İçişleri Bakanı ve cumhurbaşkanlığı seçiminde sağın favori adayı Nicolas Sarkozy, AB olarak genişlemeye karar vermeden önce kimin Avrupalı olduğu sorusuna yanıt bulmaları ve birliğin reform yapıp genişlemeye sınırlama getirmesi gerektiğini savundu.

Türkiye'ye tam üyelik verilmemesi gerektiğini de iddia eden Sarkozy'nin Europe's World adlı derginin sonbahar sayısı için yazdığı makale, Sunday Telegraph tarafından özet olarak yayımlandı.

Avrupa projesinin hızını yitirdiğini, AB vatandaşlarının AB'nin hedefleri konusunda kuşkuya düştüğünü ve gelecekle ilgili ortak umudunu yitirdiğini ifade eden Sarkozy, birliğin bir reform ihtiyacı içinde olduğunu kaydetti.

Reform belgesinin Avrupa'nın sınırlarını yeniden belirlemesi, ortak politikasını yeniden tarif etmesi gerektiğini belirten Sarkozy, bunun zaman gerektiren bir reform olacağını, birliğin ise fazla zamanı kalmadığını öne sürdü.

Sarkozy, AB için yeni bir coğrafi ve siyasi sınır belirlenmesi gerektiğini öne sürerken, yeni sınırların, birliğin yeni üyeleri "hazmetme kapasitesi" dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini savundu.

Sarkozy, "Kim Avrupalı kim değil? Açıkçası bazı üye olmayan ülkeler Avrupa'nın bir parçası ve bunların tam üyelik hakkıdır. Bu grupta İsviçre, Norveç ve zaman içinde Balkan ülkeleri var. Bunun yanında birliğe katılma hakları tartışılır ülkeler ve Avrupalı olmadığı açıkça belirgin olan ülkeler var" dedi.

Son gruptaki ülkeleri "Avrasyalı ve Akdenizli" olarak niteleyen ve bu ülkelerle ilişkinin "tam üyelik ya da hiç" şeklinde ortaya konulmaması gerektiğini savunan Sarkozy, bu ülkelerle tercihe dayalı ortaklıklar kurulması gerektiğini iddia etti.

Türkiye'den "komşumuz ve dostumuz" diye söz eden Sarkozy, Türkiye'nin Avrupa ile güvenlik kaygılarını ve pek çok değeri paylaştığını kaydetti. Sarkozy, "Bütün bunlar tam üyelik önerecek kadar ileri gitmeden Türkiye ile bağlarımızı güçlendirmemiz için iyi sebepler" dedi.

MYNET HABER :  Nicolas Sarkozy :  "Türkiye'ye tam üyelik verilmemeli"