meliha.zorlu.sitemynet.com
gazete

Vatan
Kapan
Süzgeç
Büyüteç
AKP Dosyası
Kültür ve Sanat
Demokles
Sağlık
Çevre
Haber ABC
Şiddet
Terör
Ortadoğu
Meydan
Kim Ne Dedi?
Resimlerin Dili
Savaşlar
Avrupa
Gözat

Kapan


@ Serdar Denktaş yine AKP'yi suçladı

KKTC Eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri eski Bakanı Serdar Denktaş, Kuzey Kıbrıs'taki hükümet değişikliği konusunda bir kez daha AKP'yi suçladı.
Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (ASAM) düzenlediği bir toplantıda "Kıbrıs'taki Son Gelişmeler" başlıklı bir sunum yapan Denktaş, KKTC'de koalisyonun bozulacağı yönündeki söylentilerin, son seçimler öncesi çıktığını söyledi. Denktaş, ancak kendisi Polonya'dayken KKTC Din İşleri Dairesi Başkanı Ahmet Yönlüer'in Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Demokrat Parti'den (DP) çeşitli milletvekilleri ile görüşerek, AKP adına bakanlık ve maddi vaatlerle bulunduğunu öğrendiklerini ve işin şeklinin değiştiğini belirtti.
Ardından AKP Milletvekili Şaban Dişli'nin devreye girdiğinin gündeme geldiğini kaydeden Denktaş, "Sayın Dişli Kıbrıs'a gelmemiş ancak bizim milletvekillerimiz Türkiye'ye gelerek kendisi ile görüşmelerde bulunmuşlardı. Hatta bir milletvekili, "Ankara'da ikna edildiğini" açıklayarak istifasını vermiştiö dedi. Denktaş, böylece AKP'nin de işin içine katılarak KKTC'de bir "hülle partisi kurulduğunu" söyledi.
.....
Milliyet Gazetesi - 30 Eylül 2006 / Cumartesi

THY'DEN ÇAĞDIŞI UYGULAMA

Hosteslere "hamile kalmamaları" konusunda sözleşme imzalatan THY yetkililerine tepki gösteren Hava-İş Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Yağcı, bu uygulamanın insan haklarına aykırı olduğunu belirterek bu konuda gereğini yapacaklarını söyledi.

CUMOK - 09.08.2006

KIBRIS

@ "AB, izolasyon için taviz istiyor"

@ Vural : AKP'nin KKTC'yi tafsiye etme amacında olduğunu ifade etti.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Vural : "AKP, milletin gözünden kaçırarak, Kıbrıs Rumlarını tanımak için oyunlar oynamaya devam etmektedir. Bu oyunun amacı KKTC'yi tafsiye etmektir"
......
Yeniçağ Gazetesi - 02.10.2006

@ Serdar Denktaş AKP'nin tutumunu eleştirdi

Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş: "Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti demokrasisine müdahalesini normal karşılarsanız, bizim ayrı parlamento kurup seçim yapmamıza, ayrı cumhurbaşkanı seçmemize ne gerek var?" dedi.
......
(BHA) Kanal B - 22 Eylül 2006 Cuma 14:38

DP - SERDAR DENKTAŞ


Hükümetin ne Kürt, ne de Ortadoğu politikası var! (I)  -  Cüneyt ÜLSEVER

Hükümetin ne Kürt, ne de Ortadoğu politikası var! (I)

° Başbakan ve danışmanlarının Ortadoğu meselesinde kafaları karışık olduğu için "Kürt sorununu" değil çözmek, tehlikeli mecralara sürüklediklerini iddia edeceğim!

Cüneyt ÜLSEVER
Hürriyet Gazetesi - 23.08.2005

Uluç GÜRKAN

Kerkük Sorunu..

° "Kürt sorunu" tanımlaması, Türkiye'yi iki tehlikeyle karşı karşıya getirmiştir.

Birinci tehlike, sorunun etnik temelde siyasallaşması, Türkiye'nin de bu süreçte, terör örgütü PKK'yı ve Öcalan'ı muhatap almaya zorlanmasıdır. PKK, "Öcalan'ın talimatı" diyerek "kısa süreli eylemsizlik" kararını açıklarken, bunun Başbakan Erdoğan'ın "Diyarbakır adımının" karşılığı olduğunu belirterek "karşı taraf" olduğu izlenimi vermeye çalışmıştır. Bunun yanında, yeni adımlar atılmazsa yeniden kan dökeceği tehdidini de elinde tutmuştur.

İkinci tehlike ise terörün Türkiye için "iç sorun" olmaktan çıkarılıp "dış soruna" dönüştürülmesidir. Kuzey Irak'taki "Federal Kürdistan" oluşumu da bu süreci beslemektedir. Sadece Türkiye için değil, bütün bölge için sorunun çehresinin değişmesi ve uluslararası bir boyut kazanması istenmektedir. Başbakan Erdoğan'ın işte bu ortamda kabullendiği "Kürt sorunu" tanımlaması, Türkiye'de de Kuzey Irak benzeri bir oluşum gerçekleştirmeye özenenleri harekete geçirmiştir.

Uluç GÜRKAN

N° 3

SİNSİ OYUN

Emin Pazarcı

Emin Pazarcı

Yıllar öncesinden yazmıştık...
Defalarca uyarmıştık...
Türkiye'de son derece sistemli ve sinsi bir oyun oynanıyor. "Bilim adamı" adı altında bazı yabancılar ülkemize geliyorlar. Ellerini kollarını sallaya sallaya Anadolu'yu dağ-taş geziyorlar. Yeni hayvan ve bitki türlerini topluyorlar. Sonra da bunları ülke dışına çıkarıyorlar.
"Bulduk" diyorlar...
Bu yeni türlerin isimlerini literatüre geçiriyorlar. Dünyadaki uygulamaya göre, yeni bir tür bulan "bilim adamı" buna isim verme hakkına da sahip. Bu isimler ise Latince oluyor.
İlginçtir...
İsimlendirmede hep aynı metod uygulanıyor. Bu türlerin başına ve sonuna son derece kasıtlı kelimeler koyuyorlar. Mesela "Kurdistanica", "Kürdistanicum", "Armeniana" ve "Armenius" gibi...
Bunlara benzer, onlarca, belki de yüzlerce isim var.
Apaçık ortada. "Bilimsel çalışma" sadece bir kamuflaj. Amaç belli: Türk topraklarına "Ermeni" ve "Kürt" damgasını vurmaya çalışıyorlar.
Bu amaçla çok büyük paralar harcanıyor.
Ciddi, sayıları küçümsenmeyecek bir ekip, Türk topraklarını karışlıyor. İleride atılması plânlanan adımlar için şimdiden zemin hazırlanıyor.
"İşte" diyecekler:
- Deliller ortada. Burası Ermenilerin vatanı. Dağına ve taşına bile Ermeni damgası vurulmuş.
Ülkedeki bölücüler de aynı metodu kullanacak. Onlar da zamanı geldiğinde benzer gerekçeleri ileri sürecek:
- Baksanıza, "Kürdistan damgası" her yerde karşınıza çıkıyor!

Anadolu'da yaşayan kızıl tilkinin adı Vulpes Vulpes Kurdistanica.
Anadolu yaban koyununa Ovis Armeniana adını vermişler.
Bir karaca türünü de Capreolus Capreolus Armenius adıyla literatüre kaydettirmişler.
Bitki isimlerinde bu tür adlandırmalar çok daha fazla.
İşin en vahim yanı da, Türkiye'nin daha yeni uyanması! Çevre ve Orman Bakanlığı bir çalışma yaptı. Kızıl tilki, yaban koyunu ve karacanın adının değiştirildiğini açıkladı.
İsimler değişti, ama neye yarar?
Literatürde aynen duruyor.
Zaten bu hayvan türleri Türkiye'de Latince isimlerle anılmıyor ki!.. Yapılan işin kendi kendimizi tatmin etmekten başka bir anlamı yok.
Önemli olan, bu isim değişikliklerini literatüre de kaydettirebilmek. O da olağanüstü zor.
Atı alan çoktan Üsküdar'ı geçti.
Türkiye uyurken, bizim bilim adamlarımız keyif yaparken, birileri çok ciddi koşuşturdular. Gözümüzün önünde, bizim topraklarımızda, bizim aleyhimize faaliyetler yaptılar.

Çevre ve Orman Bakanlığı'nın attığı bu adım, yine de önemli.
Hiç olmazsa, Türkiye üzerinde oynanan oyun fark edildi. Bakanlık, sinsi oyuna teşhisi koydu:
"Ülkemizin üniter yapısını bozucu nitelikte kasıtlı adlandırma."
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Kemal Yalınkılıç da çok daha net bir açıklama yaptı:
- Türkiye üzerinde çeşitli oyunlar oynanıyor. Değişik tür insanlar, elini kolunu sallaya sallaya cirit atıyor. Bu isimleri, burada Kürt vardı, Ermeni vardı, yargısı uyandırmak için özellikle kullanıyorlar.
Teşhis doğru...
Doğru, ama yetmez.
Tedavi yönünde de adımlar atılmalı.
Önce meydanı boş bırakacaksınız. Bu boşluğu, binlerce kilometre uzaktan gelen Ermeni ve bölücü destekçileri dolduracak.
Hem de kendi topraklarınızda.
Sonra da feryat edeceksiniz!
Peki nerede Türk bilim adamları?
Onlar ne yaparlar?
Onlar neden yönlendirilmez ve desteklenmez?
Biz, hep böyle yapıyoruz. Meydanı boş bırakıyoruz. Bu boşluğu başkaları doldurduğunda da dövünmeye başlıyoruz. İşte, Türkiye'nin en büyük problemi bu!

N° 4

"Güler Kömürcü''nün Tespiti"

Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ

Güler Kömürcü, birkaç gün önce Akşam'daki köşesinde çok önemli bir yazı kaleme aldı. Yazının başlığı "Kürtçü burjuvaziye servet transferi" Dikkatinizi çekiyorum. "Kürt" değil, "Kürtçü" Bence daha açık bir ifade ile söz konusu olanlar "PKK'cı Uyuşturucu Baronları" Şimdi sözü Güler Hanım'a bırakıyorum: "Çok tehlikeli gelişmeler bunlar; yıllardır "enflasyondan-yüksek faiz"den şikayetçi olan esnafın "kan ağlama" nedenlerinin birinci sırasına son zamanlarda ise "sermayedeki etnik değişim-varlık transferi" kaygısı oturmuş durumda.
Türkiye ekonomisinin yeraltı (!) ve yerüstündeki sermaye hareketlerindeki KÜRTÇÜ-ayrılıkçı hareketlerin etkisi-hızla artan gücü-ekonomik profili derhal tartışmaya açılmak zorunda, gelgelelim bu konuda yazmak-konuşmak çok az cesur ismin dışında kimsenin
ilgisini (!) çekmiyor. Yazanlar-konuşanlar da taşlanıyor.

Siz yüreklisiniz, sizin ilginizi çekmek zorundayım ey milli okur, birkaç medya alıntısı yapacağım, durumun ne derece ürkütücü olduğuna siz karar verin; BODRUM, KUŞADASI, AYVALIK, ANTALYA, ISTANBUL, IZMIR'de KÜRTÇÜ SERMAYE SOKAĞI ELE GEÇIRIYOR İstanbul Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapan Prof. Şener Üşümezsoy'un son derece çarpıcı yorumuyla başlayalım :

"Mafyaya karşı operasyon olarak adlandırılan son operasyonlar, Kürt burjuvazisini oluşturma çabalarının önünü açma stratejisinin ilk taktik adımlarıydı. Çünkü Kürt devletinin liman ve burjuvazi ihtiyacı var. Son günlerde Irak'ta öldürülen Türk şoförlerinin güvenliği konusunda silahlı güvenlik konvoylarına karşı çıkan Kürt gruplar tarafından önerilen yol "Türk kamyonları Zahor'a kadar gelsinler ve yüklerini boşaltıp burada bir (karasal) liman oluştursunlar, Kürt kamyonları da buradan bunları alıp Irak'a kadar taşısınlar" şeklindedir. Bu öneri Kuzey Irak'ta oluşturulan Kürt devletinin yaşayabilmesi için dış desteğin ötesinde kendisinin de dayanabileceği bir Kürt ticaret burjuvazisi oluşturma çabalarının ekonomik temelidir.Yapay Kürt devletinin yaşayabilmesi için Zahor'un Hatay, Mersin, Bodrum, Kuşadası, Ayvalık ve İstanbul gibi merkezlerle ticari bağlantı içinde olması ekonomik bir zorunluluktur.

Bu saydığımız bölgelerle ekonomik olarak akan bir ağı olmayan kara devletinin yaşama olanağı yoktur. Giderek, şehirlerde sokakların otoparklar olarak, yazlık yerlerde kıyıların ve koyların plaj olarak gaspedilmesi, otellerin, bahçe ve restaurantların, turistik dükkanların ele geçirilmesi ve Kürtçü burjuvanın dışa açılmak için olası bütün ağlarının yaratılması sürecinin aşamalarıdır. Doğal olarak sokağın ele geçirilmesi noktasında bunlara direnen gruplarla çatışma kaçınılmazdır."

Ve bir başka uzman yorumunu hatırlayalım, Organize Şube eski Müdürü Dr.Adil Serdar Saçan diyor ki;"Sokaklarımız adeta ayrılıkçı Kürtçü grupların teslimiyetine giriyor. Otopark mafyası, kapkaç mafyası, pazarcı mafyası, otogar mafyası, hal mafyası, bölücü Kürtlerin elinde. Tahtakale, Polonya Pazarı, Eminönü adeta aynı grupların elinde. Kürt mafyasının siyasetle iç içe giren ilişkisi ise çok daha korkunç...

Benzer bir başka dikkat çekici yorumu ısıtıp hafıza kayıtlarınızı tazelemek istiyorum; Türk politikasının izlenmesi gereken değerli bir ismi, Emniyet camiasının duayeni Sadettin Tantan diyor ki; "Uyuşturucu, petrol kaçakçılığı ve kapkaçta PKK'nın izleri var. Mersin, Adana, Izmir, Istanbul gibi şehirlerde yapılan araştırmalarda PKK'nın hem ekonomik hem siyasi hem de idari anlamda yer tutmaya çalıştığı görülüyor. Mafya siyasilerden destek alıyor. Halen parlamentoda mahkemelerde davası olan illegal işler yapan milletvekileri var. Örneğin Fırtına Operasyonu'nda yakaladığımız ... milletvekili olarak Meclis'e girdi, dokunulmazlık elde etti. Uyuşturucu kaçakçılığına bulaştığı belirtilen eski Milletvekili Mustafa Bayram'ın Van olayında bu gerçekler de ortaya çıktı. Bayram, yakalanamadı, kendisi teslim oldu, ardından cep telefonuyla bazı bakanları milletvekillerini aradı."

Türkiye'de servet-varlık el değiştiriyor. Ekonomik güç transferi yapılıyor. Mafya eliyle Kürtçü burjuva yaratılmakta. Türkiye içindeki kaynağı belirsiz, vergilendirilmemiş sıcak paranın sahipleri "kimler" dersiniz?
Bu sıcak havalarda magazinel-yumuşak konular yazmak varken, mesela Başbakan'ın sağ kolu Milletvekili Ömer Çelik'in (Star'da çalıştığı yıllarda) burun estetiği yaptırdığı, aynen Erdoğan'ın bir kızının da "estetik ameliyatı ile burnunu düzelttirdiği" (Islam'da burun estetiği haram değil mi?) dedikodularını konuşmak var iken, bunlar ne ağır konular diyorsanız, siz de haklısınız ey bunalan okur... "Evet, Kömürcü'nün yazısı burada bitiyor. Değerlendirmemiz gerekiyor."

Okulda tecavüz iddiası, veliler sokaklarda !

Okulda tecavüz iddiası, veliler sokaklarda !

Antalya'da bir kız öğrenciye 6 öğrencinin tecavüz ettiği iddiası ortalığı karıştırdı.

Antalya'da bir ilköğretim okulunda okumakta olan bir kız öğrenciye 6 öğrencinin tecavüz iddiası ortalığı karıştırdı. Öğrenci velileri ve okul yönetimi bu olay karşısında şaşkına dönerken tecavüze uğradığı iddia edilen kız öğrencinin annesi Savcılığa başvurarak şikayetçi oldu.
......
Haber 3 - 05 Nisan 2006 19:55

FRANSIZ YAZAR’A GÖRE :   AB TÜRKLERE TESLİM OL DİYOR

FRANSIZ YAZAR'A GÖRE :
"AB TÜRKLERE TESLİM OL DİYOR"

Tansu SARITAYLI

Fransa'nın yüksek trajlı gazetelerinden Le Figaro'da Alexandre Adler imzasıyla yayınlanan makalede "Kıbrıs Türkleri'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın adanın birleşmesi yönündeki planını kabul etmesine rağmen, Brüksel'in Türkiye'ye, "Rumlar'a limanlarını açarak, "aşağılayıcı" bir biçimde teslim ol dayatması yaptığını" yazdı.

Gazetede Alexandre Adler imzasıyla yayımlanan "Haksız Yere Cezalandırılan Türkiye ve Suriye" başlıklı yazıda, AB'de "Türkiye'ye karşı iki yüzlü hareketlerden ve Türkiye'nin aylardır açık bir şekilde hırpalanmasından" söz eden Yazar, Kıbrıs konusunda Türkiye'ye baskı uygulanması eleştirilirken, "Kıbrıs Türk kesimi, Kofi Annan'ın birleşme planını çoğunlukla kabul etmiş olmasına rağmen Brüksel, Türkiye'ye, Kıbrıs rumlarına limanlarını açtırarak aşağılayıcı biçimde teslim olmayı kabul ettirmeye çalışıyor" denildi.

Avrupa'nın, terör örgütü PKK saldırılarının yaşandığı bir sırada Türkiye'ye Kürt meselesine çözüm getirmesi yönünde baskı uygulamasının da eleştirildiği yazıda, "Türkiye'nin, Ermeni ve Türk tarihçilerinin sözde soykırım konusunu incelemesine şartsız yaklaştığı esnada, Avrupa Parlamentosu'nun Ermeni dosyasını açma kararının ayrı bir kışkırtma olduğunu vurgulayan yazar. Türk kamuoyu ile Türk hükümetini AB'den vazgeçirmenin tek yolunun bu olacağı" görüşü dile getiriyor.

Türkiye ile birlikte Suriye'ye yönelik tutumun da irdelendiği yazıda, "Acaba AB'ye yönelen Türkiye'nin dışlanmasının, yaşanan Ortadoğu krizinde ne sorunlar doğuracağını ölçüyor muyuz? Sorusunu soran Fransız yazar Adler, Burada bahsi olan Amerikalılar'ın tek yanlı tutumları değil, Avrupalılar'ın küçük hesaplarıdır. Yine de sahnenin çökmesini önlemek adına Türkler ile ve ılımlı Suriyeliler'le gerçek uzlaşmaya varılabilir. Bunun için çok geç kalınmadığını vurguluyor.

Hodri Meydan
Paris - 15.09.2006

Hatay'da kamu ihalelerinin AKP'nin il, ilçe teşkilatlarında görevli kişilere veya yakın akraba ve arkadaşlarına dağıtılması skandalı büyüyor.

GülbenG Haber